Azra Hülya Kutbay
Araştırmacı - Yazar
381

“Aşırı tüketimle gözleri körleşen bizler, gereken yerlere ahlak duvarları çekmeyi bilemedik.”

• Aliya İzzetbegoviç • 

 

Türkiye’de her gün 5 milyon ekmek israf edilerek çöpe atılıyor. 

Her sene üretilen yiyeceklerin üçte biri kullanılmadan çöpe atılıyor.  

Dünya genelinde yılda 18 milyar dolar kozmetik ürünlerine harcanıyor. 

Temizlik ürünleri ve bunun gibi bir çok sektörde milyar dolarları geçen harcamalar yapılıyor. 

Peki bu tüketim çılgınlığı ve bitmeyen israf insan ırkını nereye doğru sürüklüyor? 

 

Çoğu insan farkında olmasa bile ‘ne kadar harcarsam o kadar değerli ve mutlu olurum’ düşüncesinde. 

Oysa mutluluk harcadığımız ya da sahip olduğumuz paranın miktarına bağlı değil. Mutluluk bizim iç dünyamıza iç huzurumuza bağlı bir duygu. 

Daha çok eşya, daha fazla tüketim ya da daha fazlası olsun dediğimiz hiçbir şey bizleri mutluluğa götürmez. Tam tersine bizde oluşturmuş olduğu doyumsuzluk hissi içinden çıkamadığımız bir döngüye girmemize neden olur. 

Yaşadığımız hayatın stres ve yoğunluğundan biraz olsun arınabilmek için doğayla bütünleşmek yerine,alışveriş

merkezlerinde limitlerini zorladığımız kredi kartlarıyla ihtiyacımız olmayan şeyler alarak rahatlamaya 

çalışıyoruz.(!)

 

Modern dünyanın bize servis ettiği zoraki düşünceler karşısında, kendi düşüncelerimizi duymazdan geliyoruz. 

Maddi ve manevi olarak kendi sınırlarımızı, dayatılmış düşünceler yüzünden, zorluyoruz. 

Aldığımız ürünün fiyatı ne kadar pahalı olursa kendimizi o derece iyi hissediyoruz. 

Ne kadar çok alışveriş yapar ve elimizde ne kadar çok poşet olursa o derece tatmin olmuş hissediyoruz. 

Aslında tüm bunlar tüm bu düşünce ve duygular, modern dünyanın bizlere sunduğu doyumsuzluğun bir göstergesi. 

Sadece bir an durup düşünmeyi denesek

‘gerçekten o ürüne ihtiyacımız var mı? yoksa ihtiyacımız var(mış) gibi mi hissettiriliyoruz?’

 

Dünyada milyonlarca insan yoksulluk içerisinde yaşıyorken; çöpe atılan ekmekler, tabaklarımızda yarım bıraktığımız yiyecekler, giyilebilir olduğu halde dolaplarımızda öylece duran sözde eski kıyafetler ve bitmek tükenmek bilmeyen ‘şuna ihtiyacım var buna ihtiyacım var’ serzenişlerimiz, tüm bunlar bizleri nasıl bir sona doğru sürüklüyor. 

 

Bizler daha bilinçli ve farkında olarak tüketim yapmalı, bazı şeyleri değiştirmeye kendi alışkanlıklarımızdan ve düşüncelerimizden başlamalıyız. Unutmayalım ki; bir insan ister ve inanırsa tüm insanlığa etki edecek şeyler yapabilir. 

 

Güzel ve huzurlu anların bizlerle olması dileğiyle.